​İran Kültürü Osmanlı İmparatorluğuna Hakimdi

 
Publish Date : Tuesday 22 August 2017 - 11:12
 
 
Dün İran Kitap Evi Kurumu, Prof.Dr.Halil İnalcık'ın ''Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)'' adlı eserinin Farsça çevirisi için düzenlenen peograma ev sahipliği yaptı. Programda deneyimli çevirmenler İmami ve Espahbdi İnalcık ve eser hakkında ilginç açıklamalarda bulundular.
 
İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Prof.Dr.Halil İnalcık'ın kaleme aldığı ve deneyimli çevirmen Abdulali Espahbodi'nin Farsça'ya tercüme ettiği ''Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)'' adlı eser dün (22 Ağustos) Hücettülislam Muhammed Rıza Zaeri ve Golam Rıza İmami'nin katılımı ile İran Kitap Evi Kurumu'nun Seray-e Ahl-e Kalem salonunda masaya yatırıldı.

İmami merhum Prof.Dr.Halil İnalcık hakkında; ''Prof. İnalcık çok derin bir bilgi ve çok boyutlu bir karaktere sahipti. Türk bir arkadaşım Prof. İnalcık hakkında; 10 bin Osmanlı senedini Kanada Üniversitesine bağaşlayan İnalcık gibi bir hoca bir daha gelmedi ve gelmeyecekmiş.'' Demişti bana.

Büyük bir tarihçi olan Halil İnalcık'ın İran Kültürüne ilgi duyduğunu söyleyen İmami; ''Kendisi ile tanıştığımda hoca 100 yaşındaydı. Aklı başında, herşeyi hatırlayan ve akıcı bir şekilde konuşan biri ile karşılaştığım zaman çok şaşırdım. Görüşmemizden birkaç ay sonra gözlerini hayata yumdu. Hoca 1916 yılında İstanbul'da doğdu. 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yüksek öğrenimine başladı. 1940 yılında mezun olduktan sonra fakültede asistan olarak kaldı.1942 yılında Tanzimat ve Bulgar Meselesi adlı doktora tezini veren Halil İnalcık, Türkçe dışında Farsça, Arapça, İngilizce, Fransızca ve İngilizce dillerine de hakimdi.'' Açıklamasını yaptı.

İmami sözlerinin devamında; '' Prof. İnalcık'ın İran Kültür ve Tarihine büyük bir ilgi ve saygısı vardı. İnalcık'a göre İran kültürü binlerce yıllık bir geleneğe sahipti ve Osmanlı kültür ve hatta devlet idaresinde İran geleneklerine devam ettirmişti. Hoca bir yazısında; ''Osmanlı mezhep konusunda farklı olsa de, devlet işlerini ve bürokrasi sistemini İranlı katipler yürütüyordu.'' demişti.'' Dedi.

İmami sözlerinin devamında İran kültürünün dünyaya bıraktığı etki hakkında; '' Belki siyasi ve askeri bir güç olarak dünyada hakimiyetimizi sürdüremedik ama şovenizm kavramından uzak, İran, kültürel olarak tarih boyunca başarılı bir ülke olmuştur. Örneğin Topkapı sarayında yazılan birçok şiir Farsça'dır. İran Kültür ve Fars dili Osmanlı hükümetinde önemli bir yere sahipti. İnalcık bu kitabında İranlı şair Câmî'nin Fatih Sultan Mehmed 5 bin altınlık teklifini nasıl reddettiğini anlatarak İranlıların vatanseverliğine değiniyor.'' Dedi.

Üsta çevirmen sözlerinin devamında; ''İnalcık, İran Kültürünün Osmanlı İmparatorluğunda hakim bir kültür olduğunu düşünüyordu. İran belki askeri gücü ile bazı ülkeleri fethetmedi ama kültürü ile uluslerın içine sızdı ve kültür ve tarihlerinde yer etmeye başardı.'' Açıklamasını yaptı.

Programın devamında eserin çevirmeni Abdulali Espahbodi Osmanlı tarihine duyduğu ilgiyi dile getirerek; ''Osmanlı tarihine bilmek çok önemlidir. Çünkü Osmanlı imparatorluğu İran'ın en büyük ve güçlü komşusu olmuştur. Osmanlı bir duvar gibi İran'ın batıl ile yakınlaşmasını engellemiştir. Ayrıca Safevi hanedanından sonra bitmeyen bir rekabet içerisine girerek, uzun yıllar birbirleri ile savaşmışlar. Hatta Fars edebiyatı bile, Osmanlı hükümetinde özel bir yere sahipti.'' Dedi.

Eserin çevirmeni açıklamalarının devamında; ''İnalcık İran kültürüne duyduğu tüm saygıya rağmen bence bu eserinde İran kültürünün hakkını vermemiştir. İnalcak bu kadar kapsamlı bir eserde Fars edebiyatının Osmanlı Kültürü üzerine birkatığı etkiye de bir yer vermeliydi. Örneğin hoca İbn-i Sina'yı Türk bilimadamı ve Taberî'yi Arap tarihçi olarak tanıtır ki bu yanlış. Osmanlı devletinin tüm Bürokrasi'sini İranlı katipler yürütüyordu ama İnalcık eserinde sürekli yakın doğu Bürokrasi sistemi terimini kullanmıştır.'' Dedi.

Hücettülislam Muhammed Rıza Zaeri ise eser hakkında; ''Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)'' kitabı çok kapsamlı ve detaylı olmasına rağmen sıradan okurlar için de ilgi çekici olabilir ve herkes bu eseri okuyarak zevk alabilir. Osmanlı tarihini bitmiş bir dönemin tarihi olarak görmemeliyiz çünkü Türkler Osmanlı devletini yeniden ihya etmeye çalışıyorlar, bunun için de biz Osmanlı tarihini okumalı ve bilmeliyiz.'' Dedi.

''Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)'' adından da anlaşılacağı üzere Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan gerileme yıllarına tekabül eden 1600’lü yıllara kadar meydana gelen siyasi olaylardan söz etmektedir. Ancak bu kitapta siyasi tarih dışında Osmanlı devlet teşkilat, ekonomik ve toplumsal yaşamı ile din ve kültür yapıları da ele alınmıştır. Halil İnalcık, kendine özgü üslubuyla konuya derinlemesine girmeden kısa ama öz bilgi ile okuyucuyu sıkmadan değerli bilgiler aktarmaktadır. Eserde genel olarak ilk başlarda çok etkili olan Ortadoğu devletlerine özgü kurumların 16. yy'ın sonlarında, Avrupa'nın ekonomik ve askeri üstünlüğü karşısında miyadını doldurduğunu ve gereken düzenlemenin yapılamadığı için Osmanlı Devleti'nin nasıl yavaş yavaş dağıldığını aktarıyor.
 
Kitabın arka kapağında şöyle okuyoruz: ''Bir sınır beyliğiyken İslam dünyasının en güçlü devletine dönüştü Osmanlı İmparatoruğu. XVII. yüzyılda Avrupa'dan yana dönen dengeyle birlikte 1920'lere dek süren Batı bağımlılığı başladı. Kuşku yok ki bu serüvenin en görkemli dönemi 1300 ve 1600 yılları arasındaki Klâsik Çağ oldu.
Yaşayan en büyük Osmanlı tarihçisi Halil İnalcık, 1973'te ilk kez İngilizce yayımlanışının ardından çevrildiği tüm dünya dillerinde geniş yankılar uyandıran bu incelemede, benzersiz bir dönemin olası en bütüncül ve en yetkin betimlerinden birini sunuyor. Osmanlı'nın siyasi ve kurumsal yapılarının derinlemesine çözümlemelerini, din ve ticaret ilişkileri, yönetim ve toplumsal yapılanma üzerine kapsamlı açıklamalar ve eksiksiz bir Osmanlı kronolojisi izliyor.''
 
Share/Save/Bookmark
haber kodu: 251293