Prof.Dr. Kılıç: Sufi Tavri Evrenseldir

 
Publish Date : Thursday 11 May 2017 - 19:32
 
 
Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç Tahran Kitap Fuarı'nda yaptığı konuşmada İslam, Hıristiyan ve Yahudi'likte sufi tavrının evrensel olduğunu söyledi.
 
İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği (İSİPAB) Başkanı Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç 30.Uluslararası Tahran Kitap fuarı'nın Onur Konuğu şehri olması şerefine düzenlenen "Sufi İstanbul" oturumunda konuşma yaptı.

Prof.Kılıç konuşmasına her şehrin ruhu var fetvası ile başladı ve: ''Maddenin, fiziğin ve lokasyonun ruhu vardır.Ama büyüklerin de dediği gibi "şerefü'l-mekanBi'1-mekin'' dolayısıyla istanbul Osmanlılar tarafından fethdilmeden önce birkaç kez başka kişiler tarafından fethedilmeye çalışıldı.Ama bu büyük onur Fatih Sultan Mehmed Han'a nasip oldu.'' Dedi.

Kılıç İstanbul şehrinin islam maneviyatında çok önemli bir yere sahip olduğunu söyleyerek, ''Onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır'' hadisini hatırlattı. Kılıç İstanbul fethedilmeden önce Bizans ve daha öncesi orda yaşayan insanların da güçlü bir maneviyata sahip olduklarını söyleyerek: ''Bir çok Bizans dönemi Ortodoks yazar, en önemli mistik ve ezoterik eserlerini Konstantinopolis'de kaleme almışlar. Bu eserler doğu Hıristiyanlık eserleri içersinde daha sonra önemli bir yer kaplamış eserlerdir.'' Açıklamasını yaptı.

İslam, Hıristiyan ve Yahudi'likte sufi tavrının evrensel olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç fetihten sonra İstanbul'a yerleşen Türklerin hem fiziksel ve hem ruhsal açıdan bu şehre yeni bir can uflediklerini söyleyerek: ''İstanbul fethedildikten sonra dervişler hem orduda hem toplumda önemli bir konum kazandılar.Bunlardan birisi Fatih Sultan Mehmed Han’ın manevi rehberi olan Akşemseddin’dir.
İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği (İSİPAB) Başkanı, Osmanlı’da hakim ve sufilerin her zaman uyum içersinde olduklarını söyleyerek: Maneviyatın lezzeti baskın gelince bir çok sultan ve hakim, dünya işlerinden el çekerek, tekkeye yerleşerek derviş olmak istemiştir. Bu konuda en bilindik örenk Fatih Sultan Mehmed’dir. Fatih Sultan Mehmed Han tahtı derviş olmak için bırakmak isteyince üstadı izin vermez ve ona kulların bir sorununu hallederek daha fazla sevap işleyebileceğini söyler.
Kılıç konuşmasının devamında halveti şeyhi olan Sümbül Sinan Efendi’den bahsederek, çifte kumru sembolünün nasıl ortaya çıktığını anlattı. Türk profesör, yazar ve diplomat olan Mahmud Erol Kılıç 1961, İstanbul doğumludur.  Hırka-i Şerif İlkokulu, Vefa Lisesi ve İstanbul Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Evli ve iki çocuk babasıdır.  İngilizce, Arapça, Farsça veFransızca bilmektedir.
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olduktan sonra bir müddet yurtdışında araştırmalarda bulundu. Lisans sonrası çalışmalarını özel olarak İslam Tasavvufualanında yoğunlaştırdı. 1988'de asistan olarak göreve başladığı İslam Felsefesi Anabilim dalında İslam Kaynakları Işığında Hermes ve Hermetik Düşünce isimli yüksek lisans tezini hazırladı. Türkiye üniversitelerinde "Tasavvuf Anabilim Dalı"nın kuruluşunun ardından bu anabilim dalında yapılan ilk doktora tezi sayılan İbn Arabi'de Varlık ve Mertebeleri isimli tezini savundu. Türkçe ve diğer dillerde birçok ansiklopedi ve dergilerde sahasıyla ilgili makaleleri yayınlandı. Pek çok uluslararası konferanslarda tebliğ sundu, radyo vetelevizyon programlarına katıldı. Türkiye Yazarlar Birliği 2004 yılında Sufi ve Şiir isimli kitabını inceleme-araştırma dalında yılın kitabı seçti
Share/Save/Bookmark
haber kodu: 248140