​Demirkol; Şeriati Son Yıllarda Türkiye'de Etkili Olan Üç Düşünürden Birisidir / Şeriati'yi Biz Kendimiz Tanıdık

 
Publish Date : Sunday 6 November 2016 - 17:40
 
 
Ali Şeriati'nin altı eserini Türkçe'ye çeviren Doç.Dr. Murat Demirkol, Şeriati'nin son yıllarda Türkiye'de etkili olan üç düşünürden biri olduğunu ve onun gerçek bir aydın olarak, bizi doğru düşünmeyi öğretmek istediğini söylüyor.
 
İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinde eğitim görevlisi olan Doç. Dr. Murat Demirkol ile Tahran'a yaptığı yolculuk sırasında tanışma fırsatını yakaladık. Büyük İranlı düşünür ve aydın Ali Şeriati'nin altı kitabını Türkçe’ye çeviren Demirkol, Şeriati'nin düşüncelerini birçok İranlıdan daha doğru anlamıştır.

Doç. Dr. Murat Demirkol ricamızı kırmayarak, bizimle Şeriati hakkında bir söyleşi yapmayı Kabul etti. Devamda bu söyleşiyi okuabilirsiniz.

İlk soru olarak, Şeriati'ye ilgi duymanızın sebebi neder ve neden İranlı sosyologlar arasında Ali Şeriati'nin eserlerini Türkçe'ye tercüme etmek için seçtiniz?

Ali Şeriati'yi Türkiye'de sadece bir sosyolog olarak görmüyorlar. Şeriati kendine tanımlarken de belli bir ilim dalına ve branşa sığdırmıyor, bu nedenle de Şeriati'ye görüş iki ülke'de farklı olabilir. 

Ali Şeriati'nin eserleri 1978 yılından beri Türkiye'de okunuluyor. Şeriati'nin eserleri ilk zamanlarda İngilizce'de Türkçe'ye çevrildi ve daha sonar Farsça'dan çevrilmeye başlandı. Türkiye'de farklı yaynevleri farklı şekiller ile Şeriati'nin eserlerini yayınladı ama en sonunda Fecr Yayınları Şeriati'nin ailes ve eşinden izin alarak ve gereken telif haklarını satın alarak Şeriati eserlerin tamamını çevirdi ve şimdi Şeriati'nin 37 eseri de Türkiye'de yayınıyor.

Türkiye'de Şeriati'ye nasıl bakılıyor sorusuna geri dönmek istersek, Şeriati Türkiye'de sadece belli bir dindar kesim tarafından okunmadığını söyleyebiliriz. Şeriati'nin ülkemizde geniş bir okuyucu kitlesi var. Türkiye'de dindar kesimin ve laik, seküler ve batıcı kesimin okuduğu kitaplar genelde farklı oluyor.Ama bu Şeriati için geçerli değil ve onun her çevreden okuyucuları var.

Eğer Şeriati'nin Türk okuyucularını, muhafazakar ve solcu diye ikiye ayırırsak hangisi Şeriati'nin eserlerine daha fazla ilgi gösteiryor?

Bunu tesbit etmek biraz güç ama eğer Fecr Yayınevi'nin kitap yayınına bakarsak, eskiden beri Şeriati'nin kitaplarını okuyan dindar kesimin, hala bu eserlere ilgi duyduğunu görebiliriz. Diğer yandan sosyalist ve solcu kesim de bu eserleri okuduğu gözlemleniyor. Ama eğer Türklerin Ali Şeriati'nin okuma nedenlerine bakarsak, Şeriati'nin ilk zamanlarda, İran İslam devriminin gerçekleştiği o süreçte, biraz devrimin havası ile karıştırarak okunduğunu görürüz. Bana göre bu yanlıştı. Çünkü ilk zamanlarda Şeriati İran İslam devriminin teorisyeni hatta pratisyeni ve kitleleri sürükleyen biri gibi görüldü. Fakat ilerleyen zamanlarda Şeriati düşüncelerinin İran'ın dini kesimi ile birebir ortuşmediği anlaşıldıve ona bakış biraz farklılaştı.

İran'da henüz birçok kişi Şeriati'yi devrimin öğretmeni olduğunu inanıyor ve Şeriati ve Celal Al-i Ahmed'in İran İslami devriminin kazanmasında yardımcı olduklarını ve kitapları ile devrim teorilerine yardımcı olduklarını söylüyor. Bu görüş ile ilgili sizing düşünceniz nedir? Size göre Şeriati’nin eserlerini devrim eserleri olarak görebilirmiyiz yoksa o zamanki şartlar nedeni ile böyle bir algı oluştu?

Bence bu düşünce yanlış. Çünkü ilk başta İran devriminin ne olup olmadığını, tam olarak ne amaçladığını ve amacına ulaşıp ulaşmadığını tespit etmek ve Şeriati'nin konumunu buna göre belirlemek gerekir. Ali Şeriati ve İran İslam Devrimini artık Türkiye'de özleştirmiyorlar. Ama bu kitapları Türkiye'de okuyan dindar ve muhafazakar kısmın görüşleri İran devrimi ile çok büyük tezat içersinde değil. İlk zamanlarda devrimi manevi olarak destekleyenler ve bunun islam dünyası için bir örnek teşkil edeceğini düşünenler hala da Şeriati'nin kitaplarını okuyorlar.Ama Şeriati'yi bir de devrimde bağamsız olarak okuyan kesim ver. Bunlar arasında hem dindar, hem solcu ve laik okuyucular var. Eğer bütün bunları dikkate alırsak Şeriati artık devrimin öğretmeni olak görülmüyor ve daha üst bir anlayışın öncüsü olarak adlandırabilir.

Siz sözlerinizde solcuların da Şeriati eserlerine ilgi duyduğunu söylediniz. Sizce bunun sebebi emperyalizme karşı dürüşü mü?

Elbette ki emperyalizme karşı dürüşü etkiliydi. Ama Şeriati'nin söylemlerinde bolca sosyalizmin öğeleri de var. Ama ben bu sosyalizmin öğeleri Türkiye'deki sosyal anlayış ile bir tutmuyorum ve iki ülke sosyazlim konusunda farklı anlayışlar ve duruşlar sergiliyorlar. Şeriati'nin söylemi dar dinci bir söylem değil ve herkese verebileceği bir mesaj var. Bir haykırış ve çığlık gibi. Şeriati herkese geçmişin olduğu gibi olmayın, konunuzu belirleyin ve çeğınızı yeniden kurun diyor.

İranlı düşünürler arasında Şeriati'nin bir sosyolog olup olmadığı ile ilgili düşünce ayrımı var. Şeriati'nin eserlerini okumuş ve çevirmiş bir olarak sizce onu düşünce ve yazılarını bir islami veya lokal sosyoloji olarak değerlendirebilir mi ?

Aslında Şeriati bir sosyolog olarak görülebilir ama bu üniversitelerde bir bölüm halinde sürdürülen, sosyal bilimlerin bir alt dalı olarak, sosyolojiye bağlı değil de bir üniversite hocası olarak ve üniversite çerçevesinde büyük bir sosyolog olarak görebiliriz. Aslında Şeriati'nin İslam sosyolojisi yaptığını diyebiliriz. Ben bu konu ile ilgili çok fazla bir şey söyleyemeyeceğim. Ama Şeriati'nin sosyoloji çerçevesindeki analizleri çok çarpıcı. Örnek olarak Hz.Ali (a.s)'den anlattığı bir rivayeti gönserebiliriz. Hz.Ali (a.s) birgün çarşıda bir hurmacının hurmaları ikiye ayırarak farklı fiyattan sattığını görüyor. Hz.Ali (a.s) hurmacıya neden iyi ve iri olanlara farklı bir fiyatta ve kötüleri farklı fiyattan sattığını ve neden hepsinin karıştırarak tek fiyattan satmadığını soruyor. Hz. Ali orda bu ayrımcılığa karşı çıkıyor. Ali Şeriati bu düşünceyi takdir ediyor. Bu tutum sosyalistlerin de çok hoşuna gidiyor. Şeriati'nin bu tarz yaklaşımları çok. Aslında Şeriati günümüzü müslüman toplumun yaşantsını asıl saadet dediğimiz dönemle mukayese ediyor ve ordan örnek tutumları alıp, birebir kalıp olarak değil de ruh olarak bu tarafa getirmeye çalışıyor.

Aslı ben Ali Şeriati kimdir sorusuna vurgu yapmak istiyorum. Ali Şeriati'ye herşey söylenebilir hatta ona tarih felsefecisi demek daha uygun geliyor bana çünkü olun Hz.Adem ve oğullarından başlayarak tarihi, biraz da sosyalist paradigmalar ekleyerek işlemesi onu bir tarih felsefecisi yapıyor.Ama Ali Şeriati'de aydın vurgusu daha çok. Şeriati aydın anlamını farklı tanımlıyor ve bende onu yaptığı tanıma birebir oturtuyorum. Ali Şeriati aydını, bir bilim adamından, düşünürden ve okumuş bir adamdan ayırt ediyor. Şeriati'ye göre birinin okumuş olması onu aydın yapmıyor. Şeriati uyanık, geçmiş çağını doğru okuyan, geleceği gören kimse olarak görüyor aydını.
Şeriati'nin verdiği prizma örneği çok ilginçtir. Kendisi bu prizmanın başında peygamberleri ve hemen altında aydınlara yerleştiriyor. Aslında peygamberler onun gözünden birer aydın sayılabilir. Yeni başka bir örnek olak Şeriati'nin islam tarihindeki meşhur figürleri gösterebiliriz. Kendisi Hz.Musa zamanından, Firavun, karun ve Belam'ı bozulmuş toplum örneği alarak göstermesi çok ilginçtir. Firavun'u siyasi bir sembol, karun'u ekonomi bir sembol ve Belam'ı bozuk dinin temsilcisi olarak göstermesi, insanların zihinlerinde yerleşmesini rahatlaştırdı.

Şeriati bir aydın olarak, söylemlerinde insanlara dini inançlarının günlük hayattada uygulamaları gerektiğini savunuyor ve eserlerinde ''Ya Zeynebi Olacağız ya Hüseyni'' tabirini kullanıyor ve dine, ideolojik bir yaklaşım sergiliyor. Ame Şeriati ile aynı fikirde olmayanlar onun bu düşüncesini eleştiriyor ve bu düşüncenin birçok fundamentalist ve radikal hareketlere sebep olduğunu söylüyorlar. Sizin bu konu hakkındaki görüşünüz nedir?

Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışından Cumhuriyetin Kuruluşuna Kadar, ve Cumhuriyetin Kuruluşundan bu güne kadar, Türkiye kendi içinde birçok ever geçirdi. Dünya'da olduğu gibi Türkiye'de de İslami uyanış diye bir devre yaşanıyor. Türkiye'de 1970'li yıllardan dindar, muhafazakar ve bilinçli kesimin takip ettiği üç önemli yazar, aydın ve düşünür var; Pakistanlı alim Ebu'l A'lâ el-Mevdudî ve özellikle onun ''Dört Terim'' adlı eseri, Mısırlı sosyolog ve düşünür Seyyid Kutub ve İranlı yazar ve aydın Ali Şeriati.

Bu üç yazar üç anlayışı temsil ediyor. Mevdudî bir alim olarak daha istikrarlı bir söylemi ifade ettiği için farklı bir yerde duruyor. Ama Mevdudî halkları bilinçlendiren bir söyleme sahip değildi. Seyyid Kutub daha radikal söylemlere sahipti ve İslami Devletin kurulmasını istiyordu ama onun 'Kur'an tefsiri' ve 'Yoldaki İşaretler' kitabı çok etkili eserlerdir. Ama Ali Şeriati, Mevdudî ve Seyyid Kutub'dan farklıdır. Şeriati, Seyyid Kutub gibi bir müessese kurmayı hedeflemiyordu. Onun ''Ne Yapmalı'' kitabı bile aslında kültürel bir okumadır.

Bu üç yazarın etkisi Türkiye'de her zaman devam ediyor. Ama örneğin Seyyid Kutub'un İslam Devleti kurulması ile ilgili düşünceleri artık sadece radikal çevrelerde Kabul görüyor. Ebu'l A'lâ el-Mevdudî’nin ilmi kalıcı çünkü onun konsepti çok farklıydı ama geçelim Şeriati'ye. Belki bu üç isimden, Türkiye'de etkisi daha kalıcı olan kişi Ali Şeriati dir. Şeriati'nin kitapları hala Türkiye'de okunuyor ve satılıyor. Bunun sebebi de Şeriati doğrudan bir kalıp önermiyor, o insanlara bir uyanışa çağrıyor.

Ben buraya geldiğimde birisi bana Ali Şeriati'nin modasının artık geçtiğini söyledi ve niya halen bu aydının eserlerini çevirdiğimi sordu bana. Ben bu soruyu soran kişilerin Ali Şeriati'yi doğru anlayamadıklarını düşünüyorum. Gençler Şeriati'nin eserlerini okuduğu zaman bir ruh kazanıyorlar ve kendi çağlarını ve tarihlerini doğru bir şekilde okumaya ve onları yeniden kurmak için teşvik oluyorlar.

 Ali Şeriati'nin eserlerini ve düşüncesini vazgeçilmen kılan nedir? Ve sizce Şeriati'nin bu denli etkili bir aydın olmasının sebebi nedir?

2012 yılında tüm Şeriati kitaplarının Türkçe'ye tercüme edilmesi sebebi ile, Fecr yayınevi'nin öncülüğünde iki günlük bir Ali Şeriati sempozyumu düzenledik. Orda merhum Şeriati'nin eşi ve oğlu da katıldı. Eşi orda Şeriati'nin bazı kitaplarının İran'da yasak olduğunu söyledi.Bu durum hala geçerli midir bilmiyorum ama Şeriati Türkiye'de de etkili bir isimdir.

Ama Şeriati'yi vazgeçilmez kılan, tek tek söyledikleri değildir. Ben Şeriati'nin eserlerini bir gence okutabilirim, çünkü onu okuduğu zaman o Şeriati savunucusu olmayacak. Çünkü Şeriati zaten buna karşı çıkıyor. Şeriati diyor ki kendi kültürel kaynaklarınıza koruyun ama batı'yı da okuyun ve kendi düşüncenizi kurun. Şeriati batı ile savaşmıyor, batının yanlışları ile savaşıyor ve bir cephe olarak karşısına almıyor. O her konuda seçici davranıyor.

İran Şeriati'yi ve onun tanıtmakta ne kadar başarılı sizce? 
Şeriati'yi İran tanıtıığı için biz tanımıyoruz, biz kendimiz Şeriati'yi bulduk ve tanıdık. Ben İran hükümeti'nin böyle bir çabası olup olmadığını bilmiyorum.

Ve son söz olarak ne söylemek istersiniz?
Ali Şeriati yaşasaydı kendi görüşlerinin bir kısmını çürütür ve birçoğunu yenilerdi. Şeriati yaşamadığı için bunu yapmamış olsa da, biz onun söyleminden bunu anlıyoruz. Şeriati diyor ki benim söylediklerimin hepsini almayan.Hatta bir bölümünü eleştirip çöpe atabilirsiniz. Yani Şeriati eğer yaşasaydı bugüne kadar kendi görüşlerin bir kısmını revize ederdi.



 
Share/Save/Bookmark
haber kodu: 242111