Aşık Olmamanın Bir Formülü Olsaydı Hayat Nasıl Olurdu?

 
Publish Date : Saturday 23 September 2017 - 10:56
 
 
Başarılı ABD'li yazar Lauren Oliver'in kaleme aldığı ''Delirium'' isimli gençlik roman Mehtap Hadevi'nin Farsça çevirisi ile raflardaki yerini aldı.
 
İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – ''Delirium'' bir üçlemenin ilk eseridir. Mehtap Hadevi İranlı okurlarla buluşturduğu eser yayınlandığı yıl Pennsylvania Young Readers, Missouri Gatway ve Goodreads ödüllerini aldı.

Delirium'da aşk tehlikeli bir hastalık. Hattâ adına artık amor deliria nervosa diyorlar. Uygun koşullara ulaşan her kişi bu hastalığın tedavisini almak zorunda. Böylece hayatın geri kalanı boyunca, ölüme bile sürükleyen bu ölümcül hastalıktan uzak durabilecek. Mantık çerçevesinde ailesini kurup, günlük işlerine devam edebilecek.

Lena Haloway, tedaviyi alacağı günü iple çekiyor. Bir an önce deliria olma ihtimalinden kurtulup, sıradan yaşamına başlamak istiyor. Ama tedavisine hâlâ doksan beş gün var. Lena, teyzesi ve teyzesinin ailesi ile beraber yaşıyor. Babası, Lena çok küçükken ölmüş, annesi ise kızın gözlerinin önünde intihar etmiş. Lena'nın tedavi olmayı sabırsızlıkla beklemesinin nedenlerinden biri de bu zaten. 

Lena'nın yaşamında çok sevdiği iki kişi var; ilki diğer teyzesinin konuşmayan küçük kızı Grace, ikincisi ise en yakın arkadaşı Hana. Lena ile Hana çocukluk arkadaşları ve açıkçası Hana, Lena'nın tek arkadaşı. Fakat arkadaşı kendisinin tam zıttı aslında. Lena, kendisini son derece sıradan görürken, Hana'nın muhteşem olduğunu düşünüyor. Kendisinden bin kat daha güzel, daha akıllı, daha zengin olduğunu söylüyor. Ayrıca Hana bir özgürlük düşkünü olarak çıkıyor karşımıza. 

Lauren Oliver'in Delirium'unda kısıtlı bir düzen mevcut. Tedavi edildikten sonra insanlar tamamen sıradan ve kurallarla çevrili bir hayata devam etmek zorundalar. İzin verildiği kadar çocuk yapmalılar, kadınlar ev işleriyle meşgul olmalı... Ve herkes aşktan kesinlikle kaçınmalı. Çünkü aşk insanı deliliğe sürükler. Elbette tüm bu kurallardan ayrı yaşayan bir grup da var. Onlara Invalid deniyor. Invalidler, şehrin tellerinin ardında Wild yani Yaban denilen yerlerde yaşamlarını sürdürüyorlar. Devlet, çoğu zaman onların varlığını reddetse de halk her şeyin farkında.

Lena, deyim yerindeyse insanları mimlemek için herkesin girmesini zorunlu tuttukları sınava girdiğinde çok tuhaf şeyler oluyor. Önce, yetkililere söylememesi gereken, onu deliria bulaşmış biri gibi gösterecek şeyler söylüyor. Sonra da, Invalidler sınav alanına bir baskın düzenliyor. Bu olayların ortasında Lena, Invalidlerin protesto amaçlı yaptığı şeye gülen bir oğlan görüyor. Bu oğlan Lena'ya göz kırpıyor. 

Sonraki günlerde Hana'yla birlikte koşuya çıktığında Lena, yeniden bu çocukla karşılaşıyor. Adının Alex olduğunu öğreniyor. Alex ilk başta Lena'ya sınav alanındaki olayda yer almadığını söylese de sonradan bunu kabul edercesine kızın kulağına yarın onunla buluşmasını fısıldıyor. İşte her şey burada başlıyor. Lena yavaş yavaş Alex'e âşık oluyor, yani deliria'ya yakalanıyor. Alex'in Invalid doğumlu olduğunu ve doğduğu yere özlem duyduğunu fark ediyor.

 
Share/Save/Bookmark
haber kodu: 252196