A'dan Z'ye ''Osmanlı İmparatorluğu Tarihi'' Raflarda !

 
Publish Date : Sunday 9 July 2017 - 16:42
 
 
Muhammed Taki İmami Hoyi'nin kaleme aldığı ''Osmanlı İmparatorluğu Tarihi'' okuyuculara Osmanlı tarihi hakkında kapsamlı bir bilgi veriyor. Sekiz bölümden oluşan eser imparatorluğun kuruluşundan, cumhuriyetin kuruluşuna kadar dönemi anlatmaya çalışıyor.
 
İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Muhammed Taki İmami Hoyi'nin kaleme aldığı '' Osmanlı İmparatorluğu Tarihi'' bir zamanlar dünyanın en güçlü hanedanları arasında yer alan Osmanlı'nın Siyasi, sosyal, ekonomik, entelektüel ve kültürel tarihi hakkında kapsamlı bir rapor sunuyor.

Eser sekiz bölümden oluşuyor: ''Selcuklulardan Osmanlı Devletinin kuruluşuna kadar Anadolu'', ''Osmanlı Devletinin Kuruluşu'', ''Duraksama Döneminde Osmanlı'', ''Reform Dönemi'', ''Birinci Dünya Savaşı ve Çöküş'', ''İdare, askeri ve bilimsel formasyonlar'', ''Kültür, sanat ve edebiyat'', ''Düşünce Devrimleri'' kitabı oluşturan farklı başlıktar.

Kitabı bir bölümünde şöyle okuyoruz: ''Türk ve İslam tarihinin olduğu kadar, dünya tarihinin de gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu 624 yıl boyunca hüküm sürmüştür.  Orta Asya kökenli Türk boyu olan  Oğuzlar'ın Kayı boyuna mensup Osman Gazi, Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubad’ın İlhanlılar tarafından İran'a götürülmesiyle birlikte oluşan otorite boşluğunda bağımsızlığı ilan etmiştir. Söğüt ve Domaniç bölgesi civarında kurulan Osmanlı Devleti diğer Türk devletlerinden farklı olarak daha çok Doğu Roma İmparatorluğu'na seferler düzenleyerek kısa sürede sınırlarını genişletmiş ve Bizans İmparatorluğu için birinci tehdit unsura haline gelmiştir.
Dördüncü padişah olan Yıldırım Bayezid'in Timur'a esir düşmesiyle kısa süreli bir Fetret Devri'ne giren Osmanlı İmparatorluğu Mehmet Çelebi tarafından taht kavgalarına son verilerek yeniden düzenli bir yönetime dönmeyi başarmıştır. II. Mehmet'e kadar kuruluş dönemi olarak adlandırılan yıllarda Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar'daki egemenliğini arttırmış ve Avrupa devletlerince oluşturulan Haçlı Seferleri'ni bozguna uğratmıştır. Küçük yaşta tahta geçen Fatih Sultan Mehmet  bizzat babasını tahta geri çağırmış, babası II. Murat'ın 49 yaşında vefat etmesine kadar geçen süreçte Osmanlı Devleti Bizans İmparatorluğu'na olan tüm yardım kanallarını kesmeyi  başarmıştır.
Fatih Sultan Mehmet, o zamanki adıyla Konstantiniyye'yi(İstanbul) fethederek Doğu Roma İmparatorluğu'nu sonlandırmış ve yükselme dönemini başlatmıştır. Çoğu tarihçiye göre bu fetih Orta Çağ'ın sona erdirip Yeni Çağ'ın başlamasını sağlamıştır. Devlet bu fetihle beraber imparatorluğa yükselmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde fetih hedefini doğuya çeviren Osmanlı İmparatorluğu Mısır'ı fethetmiş ve halifeliğin Osmanlı Padişahlarına geçmesini sağlamıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise Orta Avrupa'da büyük ilerleme kaydetmiş, Macar Krallığı'na son vermiş ve tarihinin en geniş sınırlarına ulaşmıştır.
II. Mustafa zamanında Osmanlı İmparatorluğu büyük ölçüde toprak yitirmiş devamında ise yenilikçi hareketler başlamıştır. Abdülmecid Tanzimat ve Islahat Fermanı'nı ilan etmiş, II. Abdülhamid ise Meşrutiyet ilan edip 33 yıl tahtta kalmayı başarmıştır. I. Dünya Savaşı'nın kaybedilmesinden sonraki süreçte iyice zayıflayan Osmanlı İmparatorluğu, Anadolu'da Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Sevr Antlaşması'nı kabul etmeyen milli birliklerin başarılı olup işgalci devletleri Anadolu'dan çıkarmasıyla birlikte hükmünü yitirmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanması ve devamında saltanatın kaldırılmasıyla birlikte Osmanlı İmparatorluğu son bulmuştur.''

Kitabın bir bölümünde Sokullu Mehmed Paşa ve onun Osmanlı İmparatorluğuna verdiği katkılardan bahsediliyor.'' I. Süleyman döneminde Osmanlı donanmasının Kaptan-ı Deryalığı ve yine I. Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde toplam 14 yıl, 3 ay, 17 gün Osmanlı Devleti’nin sadrazamlığını yapmış Sırp asıllı bir Osmanlı devlet adamıdır. Kanuni Sultan Süleyman’ın son vezir-i azamı olmuştur. Hem Osmanlı İmparatorluğu’nun zirvede bulunduğu dönemi simgelemesi itibariyle hem de icraatları, projeleri ve kişiliği nedenleriyle en büyük Osmanlı sadrazamlarından biri kabul edilir. İki metreyi aşan boyu ile aynı zamanda en uzun boylu Osmanlı sadrazamı idi.
 I. Süleyman'ın son seferi olan Zigetvar kalesi fethini, padişah öldükten sonra o idare etti. Süleyman'ın ölümünü askerden II. Selim gelinceye kadar saklayarak onu tahta çıkarmayı başardı. II. Selim döneminde sürekli sadrazamlıkta kaldı ve devlet işlerini idare etti. Sokollu 1568'de Avusturya ile 8 yıl süren bir barış antlaşması imzaladıktan sonra doğuya yöneldi. Amacı Osmanlı egemenliğini Asya'da ve doğu denizlerinde de güçlendirmekti. Portekiz'in Hint Okyanusu'ndaki artan etkinliğine karşın Kızıldeniz, Umman Denizi ve Basra Körfezi'ndeki Osmanlı gemilerinin sayılarını attırdı. Hindistan ve Endonezya ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. Sokollu ayrıca Tunus'u Osmanlı himayesi altına sokarak, Kuzey Afrika'yı da denetlemek istiyordu. Ama Piyale Paşa ve Lala Mustafa Paşa gibi karşıtların etkisiyle Divan 1570'de Kıbrıs'ın alınması kararını aldı. Sokollu Venediklilere karşı böyle bir savaşın Avrupa'yı kendilerine karşı birleştireceği görüşündeydi. Ama Lala Mustafa Paşa Divan'a uyarak 1571'de Kıbrıs'a çıktı. Haçlı Donanması'nın misillemesinde Osmanlı donanması İnebahtı'nda yenildi. Alınan ağır yenilgi karşısında Osmanlılara gelen bir Venedik elçisine "Biz sizden Kıbrıs'ı alarak kolunuzu kestik, siz ise donanmamızı yenmekle yalnızca sakalımızı kestiniz; unutmayın ki, kol bir daha yerine gelmez, ama sakal eskisinden de gür çıkar." dedi. Gerçekten de Sokollu'nun dediği oldu ve Venedikliler barış istemek zorunda kaldılar. Daha sonra Osmanlı Donanması Tunus'u İspanyollardan aldı.''

Kitapta yer alan ''Birinci Dünya Savaşı ve Çöküş'' bölümünde şöyle okuyoruz:'' Osmanlı Devleti, Balkan Savaşlarındaki yenilginin etkisi ile ordu ve donanmasını ıslah etme işlerine girişirken, bir yandan da iki bloka ayrılmış Avrupa'da kendisini yalnızlıktan kurtarmak için birtakım ittifak teşebbüslerinde bulunmuştu. Osmanlı Devleti ilk ittifak teşebbüsünü, geleneksel dostu saydığı İngiltere nezdinde yapmıştı. İtalya'nın Trablusgarp’a saldırması, Osmanlı Devleti adamlarında Üçlü İttifaka karşı bir antipati uyandırmıştı. Tabii, ayrıca Avusturya'nın Balkan politikası ve Bosna-Hersek'i ilhak etmiş olması da bu antipatide rol oynuyordu. Bu şartlar içinde Maliye Nazırı Cavit Bey, 1911 Ekiminde İngiltere Bahriye Bakanı Winston Churchill'e bir mektup yazarak, Osmanlı Devleti’yle İngiltere arasında bir ittifak yapılmasını teklif etmişse de, Churchill, Dışişleri Bakanı Crey'e danıştıktan sonra verdiği cevapta, "Şimdilik yeni siyasi bağlar altına giremeyiz" diyerek, ittifak teklifini reddetmiştir.''
 
 
 
Share/Save/Bookmark
haber kodu: 249865