''Yeşil Parmaklı Tistu'' Raflarda / Her Yaştan Okuyucu İçin Muhteşem Bir Kitap

 
Publish Date : Wednesday 7 September 2016 - 15:53
 
 
Fransız yazar Maurice Durion'un ''Yeşil Parmaklı Tistu'' adlı ünlü romanı Leyli Gülistan tarafından İranlı çocuklur için çevrildi.
 
İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Maurice Durion, yaşayan Fransız yazarlarının en büyüklerinden biri. Yazdığı birbirinden güzel roman arasında çocuklar için yazdığı bir tek romanı var: ''Yeşil Parmaklı Tistu''.

Büyük yazarların çocuklar için yazdığı kitaplar çok değerli ve kalıcı oluyor. Bu kitap, Fransa'da da, dünyanın öbür ülkülerinde de tam bir çocuk klasiği sayılıyor artık. Ellerinde, doğuştan gelen gizli bir güç vardır. Parmaklarını nereye dokundursa oradan yeşil fidanlar fışkırır, ortalık çiçek bahçesine döner. Tistu, ötekilere benzemeyen bir çocuktur demiştik, parmaklarını öyle yerlere dokundurur ki, tutuklular mutlu olur, hastalar iyileşir, savaşlar durur. Bu küçücük çocuk dünyanın gidişini değiştirmeye çalışan bir... .

Çok güzel bir çocuk olan Tistu, çok güzel ve çok zengin anne babasıyla birlikte harika bir evde yaşamaktadır. Tistu'nun babası savaş topu üreticisidir ve oğluna ne kadar kazançlı bir işleri olduğunu anlatır sürekli: ''Toplar güneş çıkınca kimsenin istemeyeceği şemsiyelere benzemez, yağmurlu yaz aylarında vitrinlerde bekleyen hasır şapkalara da benzemez. Hava nasıl olursa olsun topların alıcısı vardır.'' Tistu'nun da günün birinde babasının yerini alması beklenmektedir.
 
Sekiz yaşına kadar evde annesi tarafından eğitim gören Tistu sonunda okula gittiğinde beklenmedik bir şey olur. Hiç istemediği halde derslerde uyuyakalan Tistu okula uyum sağlayamaz. Öğretmeni, Tistu'nun ailesine, öbür çocuklara benzemediği gerekçesiyle onu okulda tutamayacaklarını belirten bir mektup yollar. Herkes bu duruma çok üzülür. Ancak Tistu’nun babası bir çözüm bulmakta gecikmez. Madem oğlu okulda kitaplardan bir şeyler öğrenemiyor o zaman yaparak öğrenecektir. Böylece Tistu bahçecilik dersi almak üzere bahçıvan Bay Posbıyık’la tanışır. Bahçeyle uğraşmaktan çok hoşlanan Tistu’nun ilgilendiği çiçekler çok kısa bir süre içerisinde büyüyüp yeşerirler. Bahçıvan, öğrencisinin gizli bir yeteneği olduğunu hemen anlar: Tistu yeşil parmaklıdır. Yeşil parmaklı biri nerede olursa olsun tohumlara dokunduğu anda hemen çiçek açmaktadır, tıpkı Tistu’da olduğu gibi.
 
O günden sonra tuhaf şeyler olmaya başlar. Cezaevi bir çiçek şatosuna, yoksul mahalleler kentin en güzel yerlerine, hasta bir kızın odası ve hastane yaşamı sevdirecek kadar güzel bir çiçek bahçesine dönüşür. Öyle ki sonunda kentin adı bile değiştirilir, Çiçekkent olur. Tistu’nun yeşil parmakları babasının top fabrikasına da ulaşacak ve yalnızca yaşadığı kenti değil uzaklardaki savaşları da etkileyecektir.
 
Öğretmeni ve rehberi Bay Posbıyık’ın ölümünün ardından Tistu gökyüzüne uzanan ağaçtan bir merdiven yapar ve bir gün tırmanmaya başlar. O kadar yükseğe çıkar ki ortada merdiven ya da başka bir şey kalmaz. Bunu fark ettiği sırada vücuduna kocaman, bembeyaz bir kanat değdiğini hisseder. O artık bir melektir.
 
Kitabın sonunda Tistu’nun dünyadan ayrılmasına üzülmeyiz çünkü içten içe böyle bir varlığın bu dünyaya ait olmadığını biliriz kitap boyunca. Bu kadar güzel ve iyilikle dolu biri olsa olsa bir melektir… Çoğu kişi, zaman zaman, savaş, yoksulluk, hastalık ve benzeri kötülükleri yok etmeyi, dünyayı güzelliklerle ve iyiliklerle donatmayı hayal etmiştir. Bana kalırsa Maurice Druon Yeşil Parmaklı Tistu ile tam olarak bunu yapıyor. Üstelik bunu şimdiki kahramanların yaptığının tersini yaparak başarıyor. Amacım eleştirmek değil ancak şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz ki günümüzde kahramanların dünyayı kurtarması için önce onu neredeyse yıkması gerekiyor çoğunlukla. Oysa Tistu barışı, sevgiyi, mutluluğu ve güzelliği çiçekle, bolca çiçekle getiriyor.
Share/Save/Bookmark
haber kodu: 240247